Almanya’da Şirket Kurmak Mı Yoksa Şube Açmak Mı?

MHR & Partners Akademi

Almanya’da şirket kurmak veya şube açmak suretiyle yatırım yapmak isteyen yerli girişimcilerimizin sayısı hızla artmaktadır. Almanya’nın Türkiye ile ticaret hacminin büyüklüğü, Almanya pazarının çok geniş ve coğrafi olarak yakın olması bu ilgiyi güçlendirmektedir. Yereldeki risklerini yurt dışı yatırımlarla dengelemek isteyen iş insanları artan kurların da yarattığı gelir cazibesiyle Almanya pazarından yatırım yaparak cirolarını ve karlarını büyütmek istemektedirler. Almanya’ya yatırım yapmak çok büyük avantajlarıyla Türkiyeli şirket sahiplerinde çok güçlü bir motivasyon oluşturmuş durumdadır. Bu yatırım kararını vermeden önce girişimcilerimizin en başta sordukları soru şudur: Almanya’da şirket kurarak mı yoksa şube açarak mı yatırımıma başlayayım? Bu yazımızda bu soruya cevap arıyoruz.

Almanya’da Nasıl Bir Şirket Kurmalıyım?


Öncelikle vurgulamak isteriz ki her firmaya göre farklı bir model ve farklı bir yöntem belirlemek zorundayız. Tek bir doğru ve tek bir yöntem bulunmamaktadır.

Almanya’da şirket kurmak adlı sayfamızda detaylı detaylı ele aldığımız gibi Almanya’da çok farklı şirket türleri bulunmaktadır. Öncelikle,

  • İşin niteliği belirlenir.
  • Sermaye miktarı tayin edilir.
  • Tahmini satış hacmi 3 yıllık projeksiyonla ortaya konur.
  • Karar verme süreçleri tespit edilir.
  • Risk, maliyet ve karlılık analizi yapılır.
  • Vergisel avantajlar değerlendirilerek iyi bir danışmanlıkla en uygun şirket türüne karar verilir.

Şube Açmanın Maliyet Dışında Görünmeyen Riskleri

Şube açma maliyeti şirket kurmaya kıyasla daha düşük olsa da birkaç açıdan şube açmanın özellikli durumları mevcuttur. Bunlara daha detaylı bakalım:

Şube açmanın hukuki olarak birden fazla ülkenin kurallarından etkilenmesi

Alman hukuku sağlam zemine oturmuş ancak yavaş karar veren bir düzlemde yürümektedir. Bir de olayın içine Türk şirket hukuku girince şube açmak bünyesinde ciddi riskler barındırmaya başlamaktadır.

Örneğin, Türkiye’deki şirketin Almanya’daki şubesi veya temsilciliği Almanya’da ticaret yapamaz ve fatura kesemez. Bu yüzden buradaki işlemlerden doğan zararlar, idari olarak Almanya’da işlenmiş olup hukuki olarak Türkiye’de takip edilmelidir.

Almanya’daki şubenin yönetilmesindeki zorluklar

İdari birimlerin izinlerinin farklı süre ve hıza tabii olmasından dolayı uluslararası perakende harici zor süreçler söz konusudur.

Merkezden yönetilme zorunluluğu

Şubeleşmek Türkiye’deki ana şirkete bağlı ve merkezden verilen talimatlara göre hareket eden merkeziyetçi bir sistemdir. Merkezden süreçlerin Türk Hukukuna ve Alman İdare Hukukuna göre ne kadar doğru ve hızlı yönetileceği önemli bir soru işaretedir.

Tek kişilik firmaları yönetmek kolay olsa da, Almanya idaresi nazarında sermayesi, ekibi ve sistemi güçlü olmayan firmalar riskli firma kategorisinde değerlendirilmektedir.

Ticari olarak hesapların takibi sorunu

Farklı işlemlerin iç içe olduğu şirketler de bu sorun daha fazla baş gösterecektir. Doğal olarak ayrı bir şirket kurmak her zaman daha avantajlıdır

Almanya’da açılan bir temsilcilik,  Türkiye’deki ana şirketin hizmet ve ürününü, ana kuruluşun izni ve haberi ölçüsünde pazarlayabilir, görüşmeler yapabilir, örnek işlemler yapabilir, teklif sunabilir, fuarlara katılabilir. Alman bankalarında banka hesabı açabilir, para transferlerini sağlayabilir, hesabına aktarabilirler. Bütün sözleşmeler ve anlaşmalarda Türkiye’deki şirket yetkilidir.


Sonuç

Tüm bu hususları göz önüne bulundurduğumuzda Almanya’da şube açmak yerine ayrı bir şirket kurmayı daha rasyonel bir karar olarak ön plana çıkmaktadır. Yine de şube açmanın daha avantajlı olacağı ekstrem durumlar söz konusu olabilir. Firmanın iş kolu ve iş planları özelinde bir değerlendirme yapmak daha doğru olacaktır.

Bir şirket türünden ihtiyaca göre başka bir türüne geçiş yapmak mümkündür. Elbette bu geçiş işlemlerinde avukatlık, noter ve danışmanlık ücretleri söz konusudur.